Av. Gürbüz Yüksel uyardı; COVİD-19 ile ilgili sosyal medyadaki yalan ve yanlış bilgileri paylaşmak suç oluşturabilir…

0

COVID-19 salgınını hızla dünyanın her köşesine yayılması ve 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından resmen pandemi ilan edilmesiyle birlikte, dünya çapındaki hükümetler bu olağanüstü duruma karşı acil önlemler almış ve almaya devam etmektedirler. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı ve bilim kurulunun yayınladığı ve güncellediği rehber eşliğinde tanı ve tedavi algoritmaları ile hasta bakımı sürdürülmekte ve salgının yayılmasını önlemeye yönelik tedbirler alınmaktadır. Tüm ülkelerde salgının yayılmasını önlemek için mücadele devam ederken Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bir başka tehlikeye dikkat çekiyor ki bu COVİD-19 salgınıyla birlikte artan bilgi kirliliğinin neden olduğu “İnfodemi” salgınıdır. Pandemi nedeniyle internet kullanımının giderek artması ve insanların ev ortamından çalışması da bu durumu tetiklemiştir. Bu yazımda COVİD-19 salgınıyla birlikte yoğunlaşan provokatif amaçlı sosyal medya paylaşımlarının toplumsal etkilerini ve cezai sonuçlarını değerlendirmeye çalışacağım. 

Önce iki önemli kavramı tanımlamak istiyorum. Bunlardan biri “Sosyal medya” kavramıdır. Sosyal medya, “Zaman ve mekân sınırlaması olmadan kullanıcılar tarafından oluşturulan bilginin çevrimiçi topluluklar arasında basit, anlık ve çift taraflı olarak paylaşılmasını ve ulaşılmasını sağlayan bir medya türüdür ”(1). şeklinde tanımlanmıştır. Sosyal medya çok geniş bir yelpazeye sahip olup en yaygın olarak kullanılanları; Facebook, Twitter, İnstagram, Linkedin, YouTube ve TikTok gibi platformlardır. Diğer kavram ise “İnfodemi” kavramıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) İnfodemiyi, “Bilgi kirliliği oluşturarak; toplumları bundan olumsuz etkilemek, toplumların psikolojisini bozmak, toplumsal kaos, korku ve panik oluşturmak, toplumsal bağışıklığımızı, direncimizi, güvenimizi veya tepkimizi ortadan kaldırarak; insanların, toplumların veya ulusların ruh ve beden sağlığını bozmayı amaçlayan bir salgın türüdür”(2). Şeklinde tanımlamıştır. 

A. BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU OLARAK “İNFODEMİNİN” ETKİLERİ 

Sosyal medya yoluyla paylaşılan aşırı ve asılsız bilgi veya haber salgını şeklindeki kirli bilgiler yani infodemi, toplumda korku ve paniğe yol açarak salgınla mücadeleyi tehlikeye atmaktadır. Bir taraftan virüsün yayılmasını engellemeye, yavaşlatmaya, etkinliğini kırmaya ve sonuçta yok etmeye çalışırken, diğer taraftan sosyal medya teröristlerinin halkı infiale sürükleme amaçlı yaptığı sosyal medya paylaşımları kurumların çalışmalarını sekteye uğratmakta; zarar vermektedir. DSÖ Genel Müdürü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un “Sadece bir salgınla savaşmıyoruz; infodemi ile de mücadele ediyoruz”(3). beyanı durumun vahametini göstermesi bakımından değerlidir.

Ülkemizde 11 Mart 2020 akşamı bir vatandaşta koronavirüs tespit edildiğinin açıklamasıyla birlikte toplumda oluşan panik ve endişe sosyal medya paylaşımlarına da yansımıştır. COVİD-19 pandemisinden sonra, salgının sosyal medyada ortaya çıkan etkilerine yönelik yapılan bir araştırmada, infodemi nedeniyle sahte haber ve içeriklerin virüsten daha hızlı şekilde yayıldığı görülmüştür. Örneğin; bu süreçte antienflamatuar ilaçların, klorokin içmenin, C vitamini almanın, sarımsak çorbası veya paça çorbası içmenin varsayılan faydaları hakkındaki yayınların yanında, ’korona virüsün aşısı bulundu’, ‘şu ilaç/ilaçlar koronavirüsü tedavi ediyor’ şeklinde paylaşılan kirli bilgiler; yine ölüm ve vaka sayılarıyla alakalı olarak, toplumu korku ve endişeye sevk edecek ses ve görüntü paylaşımları gerçekleşmiştir. Bunlar, COVID-19 ile ilgili olarak sosyal medya teröristleri tarafından sosyal medyada yayınlanan çevrimiçi yanlış bilgilendirme türüne sadece birkaç örnektir. Daha vahimi ise Bilim Kurulu üyeleri adına açılan sahte hesaplar aracılığıyla yayılan dezenformasyondur. Kurul üyelerinin isimlerine sahte sosyal medya hesapları açan kötü niyetli kişiler, bu hesaplar üzerinden vatandaşları infiale sürükleyecek birtakım açıklamalarda bulunmaktadırlar. Bu tür doğrulanmamış söylentiler ve abartılı iddialar nedeniyle sosyal medyada korku ve panik havası oluşmaktadır. 

Yapılan bir araştırmada, Türkiye’nin, Japonya, ABD, Çin ve İtalya’nın ilk sıraları aldığı listede 6 milyon 506 bin 597 paylaşımla 11. sırada yer aldığı kaydedildi (4). Yanlış bilgi, yönetimlerin ve bireylerin virüsle mücadele çabalarını olumsuz şekilde etkileyebilir. Çok fazla bilgi ise belirsizliğe neden olacak; korku ve endişeyi artıracaktır. İnfodemi ile mücadele etmenin en etkili yolu topluma doğru zamanda, doğru bilgi sağlamaktadır. Zira kamu güvenliği, şeffaf iletişim ve doğru bilgiyi dayanan bir medyanın varlığıyla mümkündür. 

B. SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARININ HUKUKİ SONUÇLARI 

Burada üzerinde durmak istediğimiz husus “halk arasında korku ve panik” yaratmak kastıyla sosyal medya üzerinden yapılan gerçek dışı, provokatif paylaşımlardır. Örneğin, salgının iyi yönetilemediği, gerekli ve yeterli önlemlerin alınmadığı, bu şekilde salgının önlenemeyeceği gibi asılsız bilgi veya yalan haber salgını, toplumda korku ve paniğe yol açarak, esas salgının yönetimini zorlaştıracaktır. Halk arasında korku ve panik yaratan, infiale yol açan bu tür yanlış bilgilerin ve yalan haberlerin suç işleme kastıyla sosyal medyada paylaşılması ise TCK’na göre suçtur. Bu paylaşımlar yetkili birimlere derhal şikâyet edilmelidir. Bu suçlar;

1. TCK’nin “Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” başlıklı 213 üncü maddesinde; “Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır…” hükmü mevcuttur. Sosyal medya üzerinden yapılacak olan “hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığına” yönelik paylaşımların “aleni bir tehdit” oluşturması gerekmektedir. Sosyal medyada paylaşım yapılmış olması bu fiillere aleniyet kazandıracaktır. Burada belirli kişi veya kişilerin değil fakat muayyen bir kitlenin tehdide maruz kalması söz konusudur. Suçun oluşması için mutlaka kastın varlığı gerekir. Bu maddeyle korunan hukuki yarar; halkın hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlığı ya da malvarlığıdır. 

Örneğin; Salgında ilgili kurum, kuruluş ve görevlilerce gerekli ve yeterli tedbirlerin alınmadığı, gerçek durumun daha vahim olduğu ancak konunun halktan saklandığı yönünde gerçek dışı ses ve görüntülerde kullanılarak sosyal medyada kamuoyunu endişeye düşürme, halkı korkutma ve paniğe sevk etme, yetkili ve sorumlu kişi ve kuruluşları hedef gösterme amacıyla yapılan paylaşımlar, “Korona virüs taşıyıcısıyım ve “…”semtinde dolaşıp her gördüğüm kişiye sarılıp virüs bulaştıracağım” şeklindeki ifadeler TCK md.213 anlamında suç oluşturacaktır. 

2. TCK’nin “Suç işlemeye tahrik” başlıklı 214’üncü maddesinde; “Suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır…” hükmü mevcut olup, ilgili kanun hükümlerinde suç olarak tanımlanan fiilleri işlemek için belirsiz kitleleri alenen tahrik suç sayılmıştır. Örneğin; sosyal medya üzerinden TCK’nin 195 inci ve 1593 sayılı UHK’nın 284’üncü maddelerinde yasaklana fiilleri işlemeye “alenen tahrik” edilmesi bu suçu oluşturur. 

3. TCK’nin “Kanunlara uymamaya tahrik” başlıklı 217 nci maddesinin; “Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmü gereğince “karantina” gibi kanunla öngörülmüş olan tedbirlere uymamayı tahrike yönelik yapılacak eylemler de bu suç kapsamına değerlendirilebilecektir. Kanun burada fiilin suç olması için tahrikin “kamu barışını bozmaya elverişli” ve “aleni” olması şartlarını aramaktadır. Burada fiil sosyal medyada paylaşılarak işlendiği için aleniyet sağlanmış olacaktır. Örneğin; “Karantina gereksizdir uymayın” şeklindeki paylaşım TCK’nin 195 inci maddesindeki “karantina ile ilgili olarak yetkili makamlarca alınan tedbirlere uymayan kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmüne uyulmamasını alenen tahrik fiilini oluşturur. Yine 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu m. 11/C’nin 2. fıkrasına göre Vali tarafından usulüne uygun olarak alınmış olan sokağa çıkma yasağına uymamayı tahrik fiilide suç teşkil etmektedir. 

Yargıtay “Kanunlara uymamaya tahrik” fiilini ‘…kanunun tümü veya bir kısmına karşı gelmeye, koyduğu kurallara uymamaya, kanunun koyduğu ilkelere veya zorunluluklara aykırı tahrik söz konusu olacaktır. Burada tahrik eyleminin gerçekleşmiş olup olmamasının önemi yoktur. Bir kimsenin bu saik ile hareket etmesi yeterlidir.’ (5). Şeklinde ifade etmiştir. 

4. TCK’nin 218 inci maddesinde ise bu suçların nitelikli hali düzenlenmiş olup maddede, “Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar artırılır…” hükmü ile yukarıda belirtilen suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesini cezayı artırıcı sebep olarak öngörülmüştür. Yukarıda yer verdiğimiz suçların takibi şikâyete bağlı olmayıp, öğrenilmesi üzerine C. Savcılarınca re ’sen soruşturma başlatılabilecektir. 

C. İNFODEMİ SALGININA KARŞI NELER YAPILMALIDIR

1. Hastaların, risk taşıyanların; özellikle çocukların ve genel olarak tüm vatandaşların, COVİD-19 salgını konusunda bilinçlendirilmesi, dijital medya okuryazarlığı eğitimlerinin toplumun geneline yaygınlaştırılması gereklidir. 

2. Sosyal medyadaki sağlık haberlerinin güvenilir kaynaklardan (DSÖ, Sağlık Bakanlığı ve kamu kurumları gibi) doğrulanmadan paylaşılmaması ve sosyal medyada tanımadığımız hesaplardan paylaşılan bilgilere karşı sosyal mesafenin korunması da infodeminin etkisini azaltacaktır.

3. Pandemi sürecinde büyük bir özveriyle görev yapmakta olan sağlık çalışanlarının da salgının önlenmesine ilişkin doğru ve güncel bilgileri paylaşması, hasta mahremiyeti ve gizliliğinin korunması, hastaların hastane ortamında resimlerinin paylaşılmaması ve COVID-19 hakkında bilgilendirici mahiyette sağlık eğitimleri yapılarak sürece destek olunması önerilir. 

4. Sosyal medya şirketlerinin de sahte haberleri filtrelemeleri ve güvenilir kaynaklardan gelen doğru bilgileri öne çıkararak sürece destek olmaları gerekmektedir. 

5. Halk sağlığı krizi önleme stratejilerinin uygulanmasındaki en gerekli adım ise, yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından bireylerin doğru bilgiye hızla bir şekilde ulaşabilecekleri sistemlerin kurulması ve böylece gerçek dışı bilgilerin (infodeminin) önüne geçilmesidir (6).

D. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Yukarıda örnekleriyle açıklamaya çalıştığım üzere sosyal medya platformlarından yayılan infodemi salgını ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilgi kirliliğine ve kafa karışıklığına neden olan, abartılı söylem ve paylaşımlarla toplumda korku ve panik oluşturmaya çalışan infodemi salgını, pandemi ile mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Bu nedenlerle salgın sürecinde gerek kamu sağlığı gerekse bireysel sağlığımızı korumak ve bu süreci en az hasarla atlatabilmek için başta karantina olmak üzere yetkili kurumlarca alınan tedbirlere hassasiyetle uyulmalı ve toplumu demoralize etmeye çalışan sosyal medya teröristlerinin yalan ve yanlış sosyal medya paylaşımlarına değil, yetkili makamların açıklamalarına itibar edilmelidir.

Sonuç itibarıyla; yaşanan bu salgından edindiğimiz tecrübelerin ışığında geleceğe dönük projeksiyonlar yapılarak gerek salgınla mücadele açısından ve gerekse sosyal medya kullanımı konularında özel hayatın gizliliği, mahremiyet, kişisel hakların ve toplumsal değerlerimizin korunması ilkeleri çerçevesinde yasal düzenlemelerin ve politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Zira iyi tasarlanmış yasalar daha güvenli kamusal hizmet birimlerinin teşkiline, daha güçlü sağlık sistemlerinin kurulmasına ve neticede daha sağlıklı bir toplum oluşmasına önemli katkı sağlayacaktır.

Av. Gürbüz YÜKSEL

Bilişimi Hukuku Bilim Uzman

KAYNAKÇA 

1. https://www.mediaclick.com.tr/blog/sosyal-medya-nedir-sosyal-medya-siteleri-sosyal-aglar-nelerdir# E.T:24.07.2020 

2. https://www.cybermagonline.com/yeni-cagin-vebasi-infodemi E.T:23.07.2020 

3. https://www.seyahatsagligi.gov.tr/Site/HaberDetayi/2332 E.T: 24.07.2020 

4. http://sobider.com/index.jsp?mod=makale_tr_ozet&makale_id=43146 E.T:25.07.2020 

5. Yargıtay 16. CD., E. 2016/6118 K. 2017/361 T. 31.1.2017 s. K

6. https://www.article19.org/wp-content/uploads/2020/03/Coronavirus-final-Turkish-final-final.pdf E.T:26.07.2020

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here