Av. Gürbüz Yüksel uyardı.! Yaşlılarımız bizim varlık sebebimizdir; onları salgından korurken incitmeyelim…

0
Av. Gürbüz Yüksel

Ülkemizde 11 Mart’ta ilk pozitif vakanın tespitiyle başlamış olan COVİD-19 salgını, her geçen gün sayısı öngörülemeyen pozitif vaka artışlarıyla etkisini devam ettirmektedir. Bu pandemi sürecinde salgının yayılmasının önlenmesi amacıyla alınan tedbirler kapsamında 20 yaş altı gençlerin, çocukların ve 65 yaş üstü büyüklerimizin evlerde izolasyonu ve bu sürecin uzaması yaş almış kişilerin ruh ve beden sağlığı üzerinde olumsuz etkilerde bulunmuş ve yaşam kalitesini bozmuştur. Salgın sürecinde, yaşlı bireylerin tedavilerinin zorluğunun yanı sıra, dünya genelinde yaşlılara yönelik şiddet ve kötü muamelede de büyük artış gözlenmektedir. Bu yazımda son günlerde artan pozitif vakalar nedeniyle 65 yaş ve üstü için tekrar gündeme gelen kısıtlamalar üzerine, olası sıkıntıları hatırlatmak ve farkındalık oluşturmak istedim.

Pandeminin başladığı günden itibaren salgınla mücadele sürecine baktığımızda salgından korunma ve etkileriyle ilgili birçok uyarının 65 yaş üstü vatandaşlarımız üzerinden yapıldığı görülecektir. Pek çok yerde belediyelerin yaşlıların vakit geçirdikleri alanlardan, parklardan bankları kaldırması, yaşlıların sokaklarda tartaklaması gibi kötü uygulamalar da TV ekranlarına yansımıştır. Televizyonlarda salgın hakkında bilgi vermek amacıyla çıkan yetkililerin en fazla vurguladığı şey yine yaşlılar oldu. Günlük koronavirüs vaka ve ölüm bilgilerini paylaşmak için yapılan açıklamalar çoğunlukla yaşlılar üzerinden yapıldı. Bu durum hastalığın kaynağının yaşlılar olduğu gibi yanlış bir algının oluşmasına neden oldu. Ancak geçen süreçte, alınan tedbirlere uymayarak salgının yayılmasına neden olanların yaşlılarımız değil, “bana bir şey olmaz” diyen çoğu genç olmak üzere, orta yaş grubunun oluşturduğu anlaşılmıştır.

Yaşlılara Yönelik Zorbalık mı?

Pandemiyle mücadelede sürekli ‘yaşlı’ vurgusu yapılması, salgından fiziksel, sosyal ve psikolojik manada en çok etkilenen kesimin 65 yaş ve üzeri grubun olması sonucunu doğurdu. Bu süreçte, sosyal medyada “siber zorbalık” şeklinde ifade edebileceğimiz yaşlıları hedef alan; onları taciz eden, aşağılayan, eğlence konusu yapan davranışlar, söylem ve yorumlar yer aldı. Belsey Siber zorbalığı, “Başkalarına zarar vermeyi amaçlayan bir kişi veya grup tarafından kasıtlı, tekrarlanan ve düşmanca davranışları desteklemek için bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılmasını içerir” şeklinde tanımlamaktadır. Yukarıda yer verdiğim kötü uygulamalar tam olarak siber zorbalık tanımına uymasa da gerek sosyal medyada ve gerekse haberlerde “yaşa” dayalı bu etiketleme, yaşlı bireyler hakkında haksız ve incitici söylemlere yol açtı; onlara psikolojik olarak zarar verdi ve demoralize olmalarına neden oldu. Siber zorbalıkta saldırgan ile mağdur arasında kişisel bir temas olmamasına rağmen, saldırıya uğrayan kişinin psikolojik olarak zarar görmesi söz konusudur.

Burada yaşlı bireylere karşı yapılan bu kötü muameleler aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil edecektir. Şöyle ki; Yaşlılara yönelik kin ve nefret aşılayıcı hareketler TCK’nin 216 ncı maddesinde ki “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçu kapsamında değerlendirilebileceği gibi, yaşlı insanlara hakaret edilmesi ve özel hayatlarına ait görüntülerinin sosyal medyada paylaşılması da TCK’nin 125 inci ve 134 üncü maddeleri kapsamında suç teşkil etmektedir.

Covid-19 salgını gibi olağandışı olaylar genel olarak tüm toplum katmanlarını sosyal ve psikolojik yönden olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu tür salgınlarda toplumda en çok etkilenenler ise engelliler, çocuklar ve yaşlılar gibi dezavantajlı gruplar olmaktadır. Özellikle yaşlılar, muhtaç, zayıf, hasta ve sakat oldukları algısıyla sosyal hayattan izole edilerek, sosyal, psikolojik ve fiziksel anlamda birçok olumsuz tutum ve davranışlara maruz kalmaktadırlar. Belirsizliklerle dolu bir sürecin içerisinde yaşlıların evlerinde izole edilmeleri yalnızlık ve terk edilmişlik duygularının artması ile sonuçlanmaktadır. Yalnızlığın getirdiği içe kapanma, karamsarlık, çaresizlik, depresyon, kendisinin toplum nezdinde günah keçisi ilan edilmesi ile suçluluk, korku, kaygı ve yoğun öfke gibi davranış bozuklukları şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Virüsün yayılmasını engellemek elbette ki meşru bir amaç ancak uzun süreli izolasyon ileri yaştaki bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığı için tehlike arz edecektir. Salgınla mücadele kapsamında getirilen kısıtlamalar ve alınan tedbirler ölçülü olmalı, bilimsel ve tıbbi kayıtlara dayanmalı, yaşa, cinsiyete vs. değil. Halk tabiriyle “Fındık kırmak için balyoz kullanmamalıyız” Uzmanlar sosyal izolasyonun uzamasının ve belirsizliğin yaşlı bireylerin panik atak, kaygı bozukluğu (anksiyete) ve depresyon gibi psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalmalarına neden olacağını; özellikle ileri yaşlarda gelişen Alzheimer ve Demans hastalarının saldırgan davranışlarının daha da artabileceği, agresifleşebilecekleri gibi uyarılarda bulunmaktadırlar.

Ömrü yeten herkesin bir gün yaşlılık döneminden geçeceği unutulmamalıdır. Bu noktadan hareketle, yaşlı bireyleri pandeminin olumsuz etkilerinden korurken onlara empati ile yaklaşmak, duygularını anlamaya çalışmak, onlara saygı duymak, yalnız olmadıklarını hissettirmek önem taşımaktadır. Yaş almış kişiler toplumdaki sosyal, ekonomik ve kültürel konumları itibarıyla rol modellerimiz ve toplumsal hafızalarımızdır. Onlar geleceğe ışık tutan birer kaynaktır. Onların bilgeliklerine ve tecrübelerine her daim ihtiyacımız vardır. Zira “Büyüklerin sözü sözlerin büyüğüdür”. Bu itibarla yaş almış kişilerin sosyal ilişkilerinin güçlendirilmesi, rutin ziyaretlerin (maske-mesafe kurallarına uyarak) aksatılmaması, yakınlarıyla on-line görüşme imkânlarının sağlanması, ilgili kamu kurumlarınca sosyal ağlar aracılığı ile psikolojik destek verilmesi, yine TV’lerde yaşlılarımıza yönelik eğitici, gönül alıcı, onore edici programlar yapılması bu yeni durumla başa çıkmalarına yardımcı olacaktır.

Bunun yanında zihinsel bozukluk (Alzheimer, Demans) veya ağır kronik hastalıklar gibi daha zorlayıcı sağlık problemleri yaşayan yaşlı bireylerin tıbbi bakım ve tedavilerinin devamlılığının sağlanması konusunda gerekli tedbirler de mutlaka alınmalıdır. Bütün dünyayı etkisi altına alan bu ölümcül virüsle mücadele derken varlık sebebimiz olan büyüklerimizi unutmayalım, ihmal etmeyelim, incitmeyelim ve onları koruma gerekçesiyle yalnızlığın kucağına terk etmeyelim!

Av. Gürbüz YükselBilişim Hukuku Bilim Uzmanı

KAYNAKÇA:1. Bill Belsey, http://www.cyberbullying.ca E.T.23.09.20202.http://shuder.org/…/959f9722-72d9-45f0-b560… E.T.23.09.20203.https://www.researchgate.net/…/324476306_Akran… E.T.23.09.20204.https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53236204 E.T.24.09.2020

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here