İslam Dini Açısından Organ Nakli

0
İslam Dini Açısından Organ Nakli

İnsanların dini kaygıları, aile görüşmelerinde karşımıza çıkan sorunların başında gelmektedir. Bunda en büyük sebepse dini açıdan organ naklinin hükümlerinin toplum tarafından tam olarak bilinmemesi ve buna mukabil herkesin konu hakkında kendi evhamlarını din gibi anlatmasıdır.
Din ilimleri de diğer ilimler gibi belli metodolojiye tâbi ilimlerdir. Dinde delil kabul edilen ve edille-i şeriyye diye adlandırılan Kitap, sünnet, icma-i ümmet ve kıyas-ı fukaha bu metodolojinin temelini oluşturmaktadır. Bir mesele hakkında eğer Kur’anı kerimde bir hüküm yoksa, sünnet-i seniyyeye bakılır, eğer yine hüküm yoksa bu durumda ümmetin müctehidalimlerin ictihadına bakılır. Organ nakli hakkında,âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerde açık hüküm olmadığı için müctehid âlimler bu hususu ictihadla belirlemişlerdir. Bir konu hakkında hüküm bildirebilmek için yetkili âlimlerin bildirdikleri hükümleri bildirmek lazımdır. Bugün insanların kaygı duymalarının en büyük sebebi konu hakkında yetkisiz kimselerin yaptıkları yorumlar ve kendi indi görüşleridir. İslam dini herkesin kendi kafasına göre yorum getireceği hüküm vereceği bir kurum değildir. Eğer öyle düşünülürse dünyadaki müslüman sayısınca din ortaya çıkar. Çünkü her insanın anlayışları, algıları farklıdır. Oysa din kurallar manzumesidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı konuyu açıklamıştır. Bu şartlar özetle; zaruret hâlinin bulunması, hastalığın bu yolla tedavi edileceğine dair kuvvetli zannın bulunması, organı alınacak kimsenin o esnada ölmüş olması veya canlıdan nakil yapılacaksa, vericinin temel bir hayati fonksiyonunu devre dışı bırakmaması şeklinde belirlenmiştir. Türkiye’de yapılan organ nakli, kanunda bildirilen şartlara aykırı değildir.
İslam Bilginlerinin konu hakkındaki yazılarından bir kısmı şöyledir:
Hindistan âlimlerince çıkarılan El-Muallim mecmuası 1406 nüshasında ölü veya diri insandan organ naklinin caiz olduğu bildirilmektedir. Organı kurtarmanın, hayatı kurtarmak gibi zaruret olduğu belirtilmektedir.
Libya’da çıkan El_Hidayetül-islami adındaki mecellenin 1973 senesi 2. sayısında Libya Müftüsü Şeyh Tahir-üz-Zavi fetvasında deniyor ki:
(Allahü teâlâ, her hastalık için ilaç yaratmııştır. Bir hadis-i şerifte, (Hasta olunca, tedavi ettirin! Allahü teâlâ, ilacı olmayan hastalık yaratmadı)buyuruldu. Peygamber efendimiz, hastaların karantinaya alınmaları, perhiz yapmaları ve temizlenmeleri gibi birçok tedavi yolları göstermiştir. Tıp ilmini öğrenmek ve tedavi yapmak, farz-ı kifayedir. Tıp ilmi, din bilgisinden önce gelmektedir. Yeni ölen birinin kalbini ve başka organlarını diri insana takmak caizdir. Bu iş ölüye hakaret olmaz. Müslümanın kendini koruması lazım olduğu gibi, din kardeşlerini koruması da lazımdır. Düşman saldırınca ona karşı koymak, yani cihat etmek bunun için farzdır. Dirinin veya ölünün,diri için bir uzvunu vermesi, dirinin canını vermesinden, daha kolaydır. Zaruret olunca, birçok yasaklar mubah olmakladır. Ölünün de bir yerini kesmek haramdır.İnsana ölünce de kıymet vermek, saygı göstermek vaciptir. Fakat, zaruret olunca, bu haramlık kalkar. Müslüman mütehassıs tabipler bir hastanın ölümden kurtulması için, kan, diriden veya ölüden organ naklinden başka çare olmadığını bildirdikleri zaman, bunu yapmak caiz olur. Din ayrılığı gözetilmez.)
ORGAN NAKLİNE İTİRAZDA ÖNE SÜRÜLEN GEREKÇELERE CEVAPLAR
1. Organım bir başkasına takıldığı zaman âhirette eksik mi yaratılacağım?
Hüccet-ül İslam İmam-ı Gazali hazretleri, Kimya-yı Seadet kitabının 80. Sayfasında buyuruluyor ki:
(Bir insanın çeşitli yaşlarındaki bedenleri başka başka oldukları gibi, aynı boy ve şekilde, fakat başka zerrelerden yapılmış bir bedenle kabirden kalkacaktır. Kıyamette herkes, öldüğü zamandaki şekli, boyu ve organları ile mezardan kalkacaktır. Herkesin kuyruk sokumu kemiği değişmeyecek, başka aza, organlar, bu kemik üzerine yeniden yaratılacak, ruhlar bu yeni bedenlerini bulup, te’alluk edeceklerdir.
Bu durumda bir kimsenin eksik organla yaratılması gibi bir durum söz konusu olmayacağı ortadadır.
2. Benim organım bir kafire verilirse ahirette sorulduğunda o organ nasıl cevap verecek? Müslümanın organı cehennemde nasıl yanar?
Yukarıda da belirttiğimiz üzere İmam-ı Gazali hazretleri âhirette başka zerrelerden aynı boy ve şekilde yaratılacağını bildiriyor. Bu durumda cehennem azabını görecek olan bu dünyadaki organlarımız değil, yeni yaratılacak âhiretteki bedenimizdir.
Organların konuşacağı Nur Suresi 24. ve Yasin suresi 65. Âyetlerde bildirilmektedir. Hâşâ Allahü teala âciz değildir. Cevap verecek olan çürümüş organ değil başka organdır. Nakledilen organ dahi olsa (Ben Müslümandayken şu iyilikleri yapıyordum, kafire takıldığımda ise şu kötülükleri işledim) diyemez mi?
İnsan, ruhu sayesinde ayakta durur. Aklı, düşüncesi, ruhu sayesinde vardır. İnsanın vücudu, bir marangozun aletleri gibidir. İnsan ölünce, aletleri olmadığından, ruh bir iş yapamaz. Bir kimseye, başkasının bütün organları takılsa, o insanın aklında, düşüncesinde değişiklik olmaz. Marangozun eski aletleri yerine, yeni aletleri gelmiş demektir. Alet değişmekle, marangozdaki bilgi, kabiliyet değişmez. Kesmeyen bir testere yerine, iyi kesen bir testere gelirse, daha kolay iş yapar. Görmeyen gözün yerine sağlam göz takılırsa görür. Kanı, kalbi, beyni de değişse, yine düşünceye tesir etmez. Sağlam organ takılmışsa, daha kolay iş görür; çünkü insan, ruh demektir.
Bir insan yanmakla yok olmaz. Sadece aletleri elinden alınmış olur. Ahirette ona verilen yeni aletlerle, Müminse Cennete, kâfirse Cehenneme gider.
3. Organlarım alınırken veya yakınımın organlarını aldığınızda acı çeker miyim?
Ölüye yapılan diriye yapılmış gibidir. Hadis-i Şerifte “Ölünün kemiğini kırmak, dirinin kemiğini kırmak gibidir” buyruluyor. Ölünün de diri gibi işiteceğini dinimiz bildirmektedir. Ancak kesilen organ, bir Müslümana verilecekse, ölü bundan dolayı zevk alır.Bunu şuna benzetebiliriz. Bir kimse birine iyilik etmek için çok yorulsa, yorulmasından şikâyet etmez, aksine, (Hizmet ettim, iyilik ettim) diye zevk alır. Parasını kaybeden kimse, üzülür; fakat bunu isteyerek bir hayır kuruluşuna, bir fakire veren kimse ise buna sevinir.
Ölünün bir yerini kesmek haramdır. Ancak zaruretlerin haramları mubah kılar. Mecelle de bu kaide mevcuttur.
Eşbah kitabı sahife 123’te ” Çocuğun yaşayacağı ümit edildiği zaman, çocuğu annesinin karnından çıkarmak için, ölmüş olan annesinin karnını yarıp ameliyatla almak caizdir; çünkü müctehid âlimlerin en büyüğü olan İmam-ı a’zam hazretleri, bu sebeple, ölmüş bir kadının karnının yarılmasını ve çocuğun çıkarılmasını emretmiş, kurtarılan çocuk uzun seneler yaşamıştır” buyrulmaktadır. İmam-ı a’zam hazretlerinin bu uygulaması, ameliyat ederek hastanın veya ölünün bir yerini kesmenin, yani ölünün karnının yarılıp böbrek veya başka organın alınmasının, yani organ naklinin caiz olduğunu, göstermektedir.
İslam Ahlakı kitabında ” İnsanın parçalarını, mesela saçını, böbreğini, sütünü zaruretsiz kullanmak, satmak haramdır; fakat zaruret olunca, bu parçaları kullanmak, yani organ nakli caiz olur” buyrulmaktadır.
Ölmüş kimsenin organını almak için hayatta iken kendisinin veya öldükten sonra yakınlarının izin vermesi dinen şart değildir. Buna ihtiyaç varsa alınması dine aykırı değildir. Kanunen ölünün yakınlarının izni gerektiği için, onlardan izin alınmasının mahzuru olmaz. Yani Türkiye’de yapılan uygulamalar dine aykırı değildir. Konu hakkında detaylı malumat için, Tam İlmihal Seadeti Ebediyye kitabına da bakılabilir.
Dr.Fatih KACIROĞLU
Organ ve Doku Nakli
ERZURUM BKM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here