sağlık haberleri covid koronavirüs atama sağlık personeli alternatif tıp sendika haberleri anne ve çocuk hastalıklar sağlık turizmi sağlık hukuku biyoteknoloji ilaç ve patent
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Dünya Sağlık Örgütü raporları, otizm spektrum bozukluğu görülme sıklığında önemli bir artış yaşandığını ortaya koyuyor. Ailelerin tetikte olması gereken durumlar neler? Uzmanların sonradan gelişmeyen ve ailelerin yaptığı bir davranış neticesinde oluşmayan, beynin doğuştan gelişimsel doğasıyla alakalı bir bozukluk olarak tanımladığı nörogelişimsel bir bozukluk olan otizm spektrum bozukluğu görülme oranlarında dikkat...
23/07/2022 13:34
Bu Kez Hedef Muayenehanesi Olan Hekimler! Sağlık Bakanlığı’nın hangi ihtiyaçtan kaynaklı olduğu bilinmeyen her iki yönetmelikte de yaptığı aynı mahiyetteki düzenlemeler, muayenehanesi olan hekimleri zora sokacak ve mesleki faaliyetlerini çok büyük ölçüde kısıtlayacak, hastalarının da hekim seçme ve mahremiyetlerinin korunması haklarını ihlal edecek nitelikte. Bilindiği gibi 1219 sayılı yasaya göre;...
07/10/2022 20:21
Kızılay’ın 472 defa kan bağışında bulunan 63 yaşındaki “dünya kan bağışı rekortmeni” Emin Şahin hakkında suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı. BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre; Kızılay’ın yıllar boyunca tam 472 defa kan bağışında bulunan ‘dünya kan bağışı rekortmeni’ 63 yaşındaki Emin Şahin’den şikâyetçi olduğu ortaya çıktı.   Kızılay’ın 7 Ocak...
28/09/2023 16:39
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “aşı baskısına boyun eğmeyeceklerini” ifade ederek, şu an Covid-19’a karşı bir aşı programı uygulamayı düşünmediklerini dile getirdi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de Covid-19’a karşı yeni bir aşı programı uygulanmasının düşünülmediğini dile getirdi.   Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan Kabine Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Koca, “Bazı ülkelerin aşı baskısı ile...
28/09/2023 16:28

Primi zamanında yatırılmayan EYT’lilere kötü haber

Primi zamanında yatırılmayan EYT’lilere kötü haber

3 Mart 2023 tarihinde yürürlüğe giren ve 2.5 milyon kişinin faydalandığı Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT ) ile ilgili Yargıtay’dan emsal bir karar çıktı. Yargıtay, çalışanın priminin zamanında yatırılmadığına dair şikayeti geç yaptığını belirterek çalışanı haksız buldu.


EYT düzenlemesiyle birlikte iki buçuk milyon kişi emekliliğe hak kazanırken yüz binlerce insan ise EYT düzenlemesinden faydalanmak için mahkeme kapılarını aşındırıyor.  Çalışmalarına rağmen işverenlerin sigorta primini yatırmadığı çalışanlar, mahkemelerde hak arıyor.

İş Mahkemesi’ne müracaat eden davacı EYT adayı 1999’da çalışmasına rağmen SGK’ya priminin yatırılmadığını öne sürdü.

Avukatlık bürosunda 1 Nisan 1999 tarihinde çalışmaya başlamasına rağmen çalışmalarının 23 Nisan 2000 tarihine kadar olan kısmının kuruma bildirilmediğini ancak 1 Nisan 1999 tarihinde başlayan çalışmalarının işe girişinin yapıldığı 24 Nisan 2000 tarihine kadar ve sonrasında aralıksız devam ettiğini dile getirdi.

Dava konusu edilen dönem yönünden hak düşürücü sürenin geçmediğini ve fiili çalışmanın tanık anlatımlarıyla ispat edileceğini ileri sürerek davalıya ait işyerinde 1 Nisan 1999-23 Nisan 2000 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etti.

KESİNTİSİZ ÇALIŞTIĞINI BEYAN ETTİ AMA

Davalı davacının ilk sigorta girişinin yapıldığı 24 Nisan 2000 tarihinden önce dava dilekçesinde belirtilmiş olan 1 Nisan 1999-23 Nisan 2000 tarihleri arasında tarafına ait işyerinde kesintisiz çalıştığını ve herhangi bir itirazının olmadığını beyan etti.

SGK DAVANIN REDDİNİ İSTEDİ

Davaya müdahil olan SGK ise davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde bordrolarda isminin bulunmadığını, fiili çalışma olgusunun kuşkuya yer verilmeyecek şekilde ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savundu. Tarafları dinleyen mahkeme, davacı tarafça bildirilen ve resen tespit edilen komşu işyeri tanıklarının da kesintisiz çalışma iddiasını doğruladıkları, beyanlarının birbirleriyle tutarlı ve bordro tanığının beyanları ile de uyumlu olduğuna dikkat çekti.

Tüm dosya çerçevesinde deliller ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıya ait işyerinde hizmet akdi ile çalıştığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya ait iş yerinde 1 Nisan 1999-23 Nisan 2000 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verdi.

ÖNCE İSTİNAFA SONRA YARGITAY’A TAŞINDI

SGK kararı istinafa götürdü. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi itirazı reddetti. SGK bu kez kararı Yargıtay’a taşıdı. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi zamanaşımı sebebiyle kararın bozulması gerektiğine hükmetti. Yeniden görülen davada Mahkeme, ilk kararında direndi. SGK’nın temyiz etmesiyle bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.

Kararını açıklayan Hukuk Genel Kurul ise, davalı işveren tarafından 24 Nisan 2000-03 Mayıs 2000 tarihleri arasında davacı adına hizmet bildirimi yapıldığı, davacının tespitini talep ettiği ve uyuşmazlık konusunu oluşturan 01 Nisan 1999-23 Nisan 2000 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin davalı işverence bildirim yapılmadığına dikkat çekti.

5 YIL İÇİNDE AÇILMASI GEREKİYORDU

Kararda şöyle denildi:

“Bildirim öncesi çalışma süresi bakımından 24 Nisan 2000-03 Mayıs 2000 tarihleri arasındaki çalışma döneminin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerektiği ancak eldeki davanın 05 Kasım 2020 tarihinde açıldığı gözetildiğinde uyuşmazlık konusu 01 Nisan 1999-23 Nisan 2000 tarihleri arasındaki bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği sonucuna ulaşılmıştır.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, davacının 24 Nisan 2000-03 Mayıs 2000 tarihleri arasında Kuruma bildirilen hizmetleri sebebiyle dava konusu dönem ile birlikte birleşen blok çalışmalarının bulunması hâlinde davanın yasal dayanağını oluşturan ve 5510 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesi ile paralel düzenleme içeren 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin dolduğundan söz etmenin mümkün olmadığı konuşulmuştur.

Bu itibarla direnme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan bozma sebebine göre incelenmeyen davanın esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelemesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. O hâlde direnme kararı oy çokluğu ile bozulmuştur.”

Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.