sağlık haberleri covid koronavirüs atama sağlık personeli alternatif tıp sendika haberleri anne ve çocuk hastalıklar sağlık turizmi sağlık hukuku biyoteknoloji ilaç ve patent
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sosyal Güvenlik Hakkı; temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasa’da güvence altına alınmıştır. Bu hak bireyleri toplum içinde iktisadi bakımdan desteklemeyi, muhtaçlığa düşmesini önlemeyi, sosyo – ekonomik ve fizyolojik risklerin sonuçlarına karşı korumayı hedef alan bir haktır. Çalışanın mesleğini icrası sırasında sürekli tekrarladığı faaliyetlerden dolayı ya da icra...
08/04/2020 15:41
SGK Sağlık Uygulama Tebliği’nin 3.3.34 numaralı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “tutar” ibaresinden sonra gelmek üzere “nakden” ibaresi eklendi. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde değişiklik yapılmasına dair tebliğ Resmi Gazete’de yayımlandı. Yapılan değişikliğe göre SGK Sağlık Uygulama Tebliği’nin 3.3.34 numaralı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “tutar” ibaresinden sonra gelmek üzere “nakden” ibaresi...
02/09/2024 09:27
İlk kez meslek hastalığı sayıldı: Kovid-19’dan hayatını kaybeden doktorun ailesine SGK’dan aylık bağlandı İzmir Tabip Odası, Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden 59 yaşındaki doktor Muharrem İdiz’in ailesine aylık bağlandığını bildirdi. Sağlık Bakanlığı, Aralık 2020’de yayınladığı genelgede, Covid-19 tedavisi görürken hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının yakınlarına ölüm aylığı bağlanmasının önünü açmıştı. Türk Tabipleri...
11/05/2021 21:43
5 yıldır GSK Türkiye’nin Genel Müdürlüğünü yürüten Selim Giray, 1 Ocak 2023 itibarıyla GSK Gelişen Pazarlar Ticari Operasyonlar ve Strateji Başkan Yardımcısı olarak atandı. Giray, kariyerini GSK’nın Singapur’daki ofisinde sürdürecek.  GSK Türkiye’nin Genel Müdürlüğü ve Başkan Yardımcılığı görevine ise Sriram Jambunathan atanacak.  GSK Türkiye Genel Müdürü ve Başkan Yardımcılığı görevini...
16/12/2022 10:03

Primi zamanında yatırılmayan EYT’lilere kötü haber

Primi zamanında yatırılmayan EYT’lilere kötü haber

3 Mart 2023 tarihinde yürürlüğe giren ve 2.5 milyon kişinin faydalandığı Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT ) ile ilgili Yargıtay’dan emsal bir karar çıktı. Yargıtay, çalışanın priminin zamanında yatırılmadığına dair şikayeti geç yaptığını belirterek çalışanı haksız buldu.


EYT düzenlemesiyle birlikte iki buçuk milyon kişi emekliliğe hak kazanırken yüz binlerce insan ise EYT düzenlemesinden faydalanmak için mahkeme kapılarını aşındırıyor.  Çalışmalarına rağmen işverenlerin sigorta primini yatırmadığı çalışanlar, mahkemelerde hak arıyor.

İş Mahkemesi’ne müracaat eden davacı EYT adayı 1999’da çalışmasına rağmen SGK’ya priminin yatırılmadığını öne sürdü.

Avukatlık bürosunda 1 Nisan 1999 tarihinde çalışmaya başlamasına rağmen çalışmalarının 23 Nisan 2000 tarihine kadar olan kısmının kuruma bildirilmediğini ancak 1 Nisan 1999 tarihinde başlayan çalışmalarının işe girişinin yapıldığı 24 Nisan 2000 tarihine kadar ve sonrasında aralıksız devam ettiğini dile getirdi.

Dava konusu edilen dönem yönünden hak düşürücü sürenin geçmediğini ve fiili çalışmanın tanık anlatımlarıyla ispat edileceğini ileri sürerek davalıya ait işyerinde 1 Nisan 1999-23 Nisan 2000 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etti.

KESİNTİSİZ ÇALIŞTIĞINI BEYAN ETTİ AMA

Davalı davacının ilk sigorta girişinin yapıldığı 24 Nisan 2000 tarihinden önce dava dilekçesinde belirtilmiş olan 1 Nisan 1999-23 Nisan 2000 tarihleri arasında tarafına ait işyerinde kesintisiz çalıştığını ve herhangi bir itirazının olmadığını beyan etti.

SGK DAVANIN REDDİNİ İSTEDİ

Davaya müdahil olan SGK ise davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde bordrolarda isminin bulunmadığını, fiili çalışma olgusunun kuşkuya yer verilmeyecek şekilde ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savundu. Tarafları dinleyen mahkeme, davacı tarafça bildirilen ve resen tespit edilen komşu işyeri tanıklarının da kesintisiz çalışma iddiasını doğruladıkları, beyanlarının birbirleriyle tutarlı ve bordro tanığının beyanları ile de uyumlu olduğuna dikkat çekti.

Tüm dosya çerçevesinde deliller ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıya ait işyerinde hizmet akdi ile çalıştığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya ait iş yerinde 1 Nisan 1999-23 Nisan 2000 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verdi.

ÖNCE İSTİNAFA SONRA YARGITAY’A TAŞINDI

SGK kararı istinafa götürdü. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi itirazı reddetti. SGK bu kez kararı Yargıtay’a taşıdı. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi zamanaşımı sebebiyle kararın bozulması gerektiğine hükmetti. Yeniden görülen davada Mahkeme, ilk kararında direndi. SGK’nın temyiz etmesiyle bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.

Kararını açıklayan Hukuk Genel Kurul ise, davalı işveren tarafından 24 Nisan 2000-03 Mayıs 2000 tarihleri arasında davacı adına hizmet bildirimi yapıldığı, davacının tespitini talep ettiği ve uyuşmazlık konusunu oluşturan 01 Nisan 1999-23 Nisan 2000 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin davalı işverence bildirim yapılmadığına dikkat çekti.

5 YIL İÇİNDE AÇILMASI GEREKİYORDU

Kararda şöyle denildi:

“Bildirim öncesi çalışma süresi bakımından 24 Nisan 2000-03 Mayıs 2000 tarihleri arasındaki çalışma döneminin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerektiği ancak eldeki davanın 05 Kasım 2020 tarihinde açıldığı gözetildiğinde uyuşmazlık konusu 01 Nisan 1999-23 Nisan 2000 tarihleri arasındaki bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği sonucuna ulaşılmıştır.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, davacının 24 Nisan 2000-03 Mayıs 2000 tarihleri arasında Kuruma bildirilen hizmetleri sebebiyle dava konusu dönem ile birlikte birleşen blok çalışmalarının bulunması hâlinde davanın yasal dayanağını oluşturan ve 5510 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesi ile paralel düzenleme içeren 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin dolduğundan söz etmenin mümkün olmadığı konuşulmuştur.

Bu itibarla direnme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan bozma sebebine göre incelenmeyen davanın esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelemesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır. O hâlde direnme kararı oy çokluğu ile bozulmuştur.”

Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.