sağlık haberleri covid koronavirüs atama sağlık personeli alternatif tıp sendika haberleri anne ve çocuk hastalıklar sağlık turizmi sağlık hukuku biyoteknoloji ilaç ve patent
DOLAR
9,3295
EURO
10,8506
ALTIN
533,79
BIST
1.431
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
18°C
Ankara
18°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
20°C
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C
Pazar Çok Bulutlu
22°C
Kayseri Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Per, “Çocukların dağa kaçırılması halk sağılığı sorunudur” dedi. Dr. Hüseyin Per, Diyarbakırlı annelerin eylemi ve PKK terör örgütünün çocukları dağa kaçırması ile ilgili açıklama yaptı. Per, “Sağlık, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “herhangi bir hastalık ve güçsüzlük halinin olmaması ve bedenen, ruhen...
13/09/2019 19:47
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 2018’de içlerinde çocuk kozmetikleri, göz makyajı, otel ve erkek kozmetik ürünlerinin de bulunduğu kozmetik ürünlere yönelik yapılan denetimler sonucunda toplam 2 milyon 630 bin 54 lira para cezası kesildiğini bildirdi. PİYASA DENETİM RAKAMLARINI AÇIKLADI Bakan Koca, Twitter hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, halkın sağlığını riske atan ürünlerle...
20/01/2019 12:07
Özellikle gözleri ve burnu etkileyen aler­jik bir nezledir ve astım bronşit ile birlikte de bulunabilir. Alerjiye eğilim kalıtsal olabilir, ancak hastalığın özel biçimi kalıtsal değildir. Saman nezlesi, nedeni genellikle bitki polen­leri olduğundan, her yıl belirli zamanlarda görülen bir mevsim hastalığı olarak da nitelendirilebilir. Saman Nezlesi Belirtileri: Genel olarak virüs etkenli...
29/08/2017 09:57
Sağlık Bakanlığı, Covid-19’un yakın temaslılarında uygulanan 14 günlük karantina süresini 10 gün olarak güncelledi. Sağlık Bakanlığı, yaptığı değişiklik ile Covid-19’un yakın temaslılarında 14 gün olan karantina süresini 10 gün olarak güncelledi. Covid-19 temaslılarının takibine ilişkin güncellenen rehbere göre yakın temaslı ve semptom gelişmeyenlerde ise bu süre 7. günün sonunda bitirilebilecek....
07/12/2020 15:26

Kolajen Nedir, Ne İşe Yarar, Kolajen Faydaları Nelerdir ?

Kolajen Nedir, Ne İşe Yarar, Kolajen Faydaları Nelerdir ?
13/09/2021 11:49
0
A+
A-

Kolajen Nedir, Ne İşe Yarar, Kolajen Faydaları Nelerdir ? Tüm vücut İçin olmazsa olmaz bir protein ürünü bileşen olan Kolajen genelde cilt sağlığı ile anılır. Temel görevi bağ dokusunu güçlendirmek ve vücut bütünlüğünü korumaktır. Vücudumuzda kolajen olmadan vücut parçalarımız bir arada kalamaz. Vücut bağ dokusunun %80 gibi büyük bir bölümünü oluşturan kolajenin temel görevi, cilde güç, esneklik ve sağlamlık vererek, cilt yapısını oluşturan bir ağ oluşturmaktır.

Kolajen ne işe yarar?

Kolajen, fibroblastlar ve diğer hücreler tarafından oluşturulan bir proteindir. Fibroblast, bağ dokunun temel hücresidir ve fibroblastların en önemli görevi cilt için son derece önemli olan, cilde parlaklık ve esneklik sağlayan kolajen ve elastin üretimini yapmaktır. Kolajen bir yapı bloğu olarak, kemik ve kasları bir arada tutar, vücudumuzdaki organları korur ve cilde elastikiyet kazandırır.

Kolajen nedir

Kolajen nedir

 

Kolajen Nedir, Ne İşe Yarar, Kolajen Faydaları Nelerdir ? Vücudumuzun kolajen üretimini yaşam biçimimiz, yaşadığımız iklim ve beslenme alışkanlıklarımızın etkilediği gibi doğal bir süreç olan yaşlanmak da kolajen üretiminin azalmasına sebep olmaktadır. Ortalama bir insan vücudunda 25 yaş sonrası yılda %1 ile 2 aralığında bir kolajen üretimi düşüşü gözlenmektedir. 40 yaşına ulaşıldığında, 30 yaş öncesine kıyasla vücudumuzdakı kolajenin yüzde 10 ile 20 aralığında bir kaybı söz konusudur. Bu kayıplar, insan doğası gereği yaşadığımız süreçlerin birer parçasıdır. Yaşımız ilerledikçe cilt elastikiyetinde azalma, ciltte kuruma, incelme, sarkma, kırışıklıklar, güneş lekeleri, saç kalitesinde bozulma ve kırılgan tırnaklar ortaya çıkar. Kolajen yaşlanma belirtilerini hafifleterek, kişinin daha parlak ve canlı bir cilde sahip olmasına ve daha genç görünmesine yardımcı olur.

Kolajen (collagen) takviyesi işe yarıyor mu?

Kolajen kaybı belirli beslenme alışkanlıkları edinmek ve zararlı tüketim alışkanlıklarından vazgeçilerek belirli bir düzeyde önlenebilir. Özellikle 40 yaş ve menopoz sonrası vücudun artık kolajen üretme kabiliyetinin zayıflaması sonucunda kaybedilen kolajenlerin geri konulması ancak bunun için özel olarak geliştirilmiş takviyelerle mümkün olmaktadır.

Kolajen takviyeleri ciltte kolajen üretimini tetiklemeleri sayesinde cildin daha nemli ve gergin olmasını sağlayarak yaşlanma izlerini azaltmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu ürünleri kullanan kişilerde aylar içinde sonucun görülmeye başladığı, cildin daha parlak, saç ve tırnakların daha sağlam olduğu yönündedir. Bilimsel araştırmalara göre kolajen takviyelerinin içerisinde bulunan kolajen peptitleri cilt kuruluğunu ve kırışıklıkları azaltmaya yardımcı olmaktadır. Düzenli kolajen takviyesi ile cilt, eklem ve kaslardaki kolajen miktarı korunarak, cilt yaşlanması yavaşlar. Yaşla ortaya çıkan görme problemleri ve eklem rahatsızlıkları azalır.

Düzenli kolajen kullanımı

Kolajen kullanımı yaşa ve cildin deformasyon derecesine göre değişir. Ancak yapılan tüm klinik çalışmalar, kolajenin etkisini görebilmek için en az 3 ay kullanılması yönündedir. Kolajenin bu 3 aylık süre boyunca hiç ara verilmeden kullanılması önemlidir. Kolajen desteğinin 3 ay sürekli kullanılması deri kırışıklıklarında azalma, deri elastisitesinde artış, hidrasyon (su tutma) ve dermal kolajen yoğunluğunda artış sağladığı gözlenmştir. Kolajen takviyesinin genellikle güvenli olduğu ve bildirilmiş bir yan etkisi olmadığı belirtilmektedir. Ancak bunları kanıtlayacak geniş kapsamlı bilimsel çalışmalara ihtiyaç vardır.

Hangi kolajen kullanılmalı?

Kolajen eksikliği belirtileri vücutta pek çok değişikliğe neden olur. Yaşlanmayla birlikte bu proteinin doğal yollardan karşılanması yeterli olamayacağı için takviye alarak alınması yararlı olacaktır. Kolajen takviyeleri, son yıllarda kullanımı yaygınlaşan popüler gıda takviyelerinden bir tanesidir ve çok çeşitli formları vardır.

Gıda takviyeleri bazı ilaçları kullanan kişilerde veya birtakım hastalıkları bulunan bireylerde olumsuz sonuçlara neden olabilir. Yine aynı şekilde kolajen eksikliği bulunmayan hastalarda bu takviyelerin kullanımı da istenmeyen etkiler yaratabilir. Dolayısıyla kolajen desteği almadan önce mutlaka bir dermatoloji uzmanına danışılmalılar fikri alınmalıdır.

Kolajen takviyelerinin bir çok formu mevcuttur. Tablet, kapsül, toz ve sıvı formları mevcuttur. Kolajen dışardan takviye olarak alındığında öncelikle sindirim sisteminde yapıtaşı olan aminoasitlere parçalanır ve aminoasit olarak kana karışır. Farklı formlarda üretilen kolajen takviye ürünleri arasında likit şekilde tüketilecek kolajen takviyesi, vücudun adaptasyon ve hızlı reaksiyonu açısından en faydalı yöntem olarak öne çıkar.

Kolajen ürününün daha çok emilebilmesi için kolajenin biraz daha parçalanmış daha etkili hali olan hidrolize peptid kolajen içeren takviyeler tercih edilmelidir. Toz ve tablet ürünlerin kullanımı zordur. Sıvı ürünleri, kullanım kolaylığı ve emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle tercih edilmelidir. Kolajen sentezine destek olması için ürünlerde bakır, çinko, C vitamini ve glutatyon, koenzim ve alfa lipoik asit gibi antiaoksidanlar bulunması etkinliğini artırabilir. Kolajen destek ürünleri içeriği balık, tavuk veya sığır kaynaklı olabilir. Kolajen takviyelerinin daha iyi etki göstermesi için kahvaltıdan yarım saat önce veya gece yatmadan aç karnına alınması daha iyi olur.

Kolajen peptit nedir?

Kolajen ile kolajen peptit arasında çok büyük bir fark vardır. Kolajen dediğimiz şey tek ve büyük bir yapıyken peptitler, kolajenin kesilmiş haldeki parçalarıdır. Ağızdan takviye olarak aldığımız kolajen önce midemize, sonra bağırsaklarımıza ulaşacak, bağırsakların içinde emilecek ve buradan da kana karışacak. İşte o emilme sırasında bağırsak yapımızdaki küçük hücrelerin arasından geçmesi gerekir.

Kolajen büyükken kolay sindirilemediği için bunlar küçük küçük parçalara ayrılıyor ve daha rahat vücutta emilebiliyor. Hidrolize peptitler denilen asıl o küçük parçalar vücuda yarar sağlıyor. O nedenle balığın hepsini yemek ile peptit parçasını almak aynı olmuyor. Balığın etkisi yok değil ama emilimi çok zayıf. Bu nedenle kolajeni takviye olarak almak daha yararlıdır

Kullanılması gereken kolajen miktarı nedir?

Kullandığımız kolajenin miktarı çok önemlidir. Önerilen günlük doz, doğal kolajen (kemik tozları) için 7.5 – 10 gram, hidrolize peptit kolajenler için de 2.5 – 5 gram arası dozlardır. Kolajen takviyelerinin daha çok emilebilmesi ve en yüksek biyolojik yararlanımın sağlanabilmesi için 3000 dalton civarında moleküler ağırlığı olan düşük molekül ağırlıklı kolajenleri tercih etmeliyiz. Molekül ağırlığı çok yüksek olan toz ve tablet kolajenlerin emilimi yetersiz olduğu için yararları azalmaktadır.

Kullanım süresi yaşa göre değişkenlik göstermekle birlikte kişinin ihtiyacına göre karar verilmelidir. Klinik çalışmalara göre kolajenin etkisini görebilmek için en az 3 ay hiç ara verilmeden kullanılması gereklidir. Kolajen takviyelerini genelde 30’lu yaşlardan sonra bireyin ihtiyacına göre öneriyoruz. 30-50 yaş arasında yılda 2 defa 3’er aylık kürleri, 60 yaş üzerinde yılda 3 defa 3 aylık kürleri tavsiye ediliyor.

Kolajen takviyesinin yan etkisi var mıdır?

Kolajenin farklı tipleri, farklı dokularda, farklı yoğunlukta bulunmaktadır. Kolajen destek ürünlerinin genellikle güvenli olduğu ve kolajen tedavisine bağlı ciddi yan etki bildirilmemiştir. Günümüzde balık kaynaklı kolajen içeren ürünler sıklıkla önerilmektedir. Balıktan elde edilen kolajen daha küçük moleküler boyuttadır bu da emilimi artırır. Ancak civa gibi ağır metal zehirlenmesi açısından dikkatli olunmalı ve güvenilir ürünler tercih edilmelidir.

Takviyeler, hafif sindirim sistemi sorunlarına ve ağızda kötü tada neden olabilir. Protein içeriği yüksek ürünlerde böbrek taşı ihtimali önemlidir. Kolajen takviyeleri, genellikle çeşitli vitamin ve mineraller için farklı besin kaynakları içerdiği için ürünleri kullanmaya başlamadan önce içeriğinin dikkatlice incelenerek, bireyin içerikteki herhangi bir maddeye alerjisi olup olmadığının değerlendirilmesi faydalı olacaktır.

Kolajen maddesi kilo aldırıcı özelliğe sahip bir bileşik değildir. Kolajen takviyeleri tüketilirken şeker içerikli ya da tatlandırıcı içerikli ürünlerle karıştırılması halinde kilo yapıcı bir özellik sunar. Molekül ağırlığı düşük, şeker içermeyen ürünleri kullanmak daha iyi sonuç verir.

Kolajenden zengin beslenme ve/veya kolajen içeren besin destek ürünlerinin uygun dozajlarda (günde 2.5-5 gram) kullanımının herhangi bir yan etkisinin olmaması, kolajenin zararlı olmadığı anlamına gelmiyor.

Kolajenin fazla tüketiminin aynı zamanda kan kolesterol düzeylerini de artırıp kalp hastalıklarının önlenmesinde veya tedavisinde olumsuz etki yaratmaktadır. Özellikle hamileler, emziren anneler, deniz ürünlerine, sığır-tavuk etine alerjisi olanlar ve diyabet hastaları istenmeyen etkiler nedeniyle dikkatli olmalıdır.

Kolajen tipleri nelerdir?

Kolajenin en temel görevi bağ dokusunu düzenleyerek vücudun doğal yapısını oluşturmaktır. Bunun yanı sıra her bir özelleşmiş kolajen türünün birtakım farklı görevleri de bulunur. İnsan vücudunda bilinen en az 16 kolajen çeşidi bulunur. Temelde 3 farklı kolajen türü vücuttaki en yaygın kolajen moleküllerini oluşturur. Temel kolajen tipleri şu şekildedir:

Tip 1 kolajen: Tüm kolajen çeşitleri arasında insan vücudunda en fazla miktarda (%90) bulunanıdır. Sıkıca demetlenmiş iplikçik yapısında bulunur. Deri, saç, tırnak, kemik, tendon, fibröz kıkırdak ve diş oluşumunda görevlidir.

Tip 2 kolajen: Bu tipte kolajen fiberleri, Tip 1’e göre daha gevşek paketlenmiştir. Bağ dokularda kıkırdak yapımına katkıda bulunarak, eklem sağlığımızı korur.

Tip 3 kolajen: Gastrointestinal sistem, kalp, kan ve kas damarlarında ve ciltte esneklik ve sıkılık kazandırma gibi pek çok görevi vardır.

Cildimizin yüzde 70’ini kolajen tip 1 ve 3 oluşturmaktadır. Bu nedenle amacımız cilt, saç ve tırnak sağlığına destek ise tip 1 ve 3 kolajen karışımlarını tercih etmeliyiz. Eklem ve kemik sağlığı söz konusu olduğunda eklem kıkırdaklarını oluşturan kolajenin yüzde 60’ını tip 2 kolajen oluşturduğu için, tip 2 kolajeni kullanmamız gerekir.

Kolajen eksikliği nasıl anlaşılır?

Kolajen eksikliğinin yansımaları en çok cildimizde görülümektedir. Ciltte esneklik ve sarkma, matlaşma ve kırışıklıklar kaçınılmaz hale gelir. Kolajen eksikliği bağ dokusu, eklem ve kıkırdak ile beraber cilt görünümünü olumsuz yönde etkiler. Cildin nem dengesinin bozulması, cilt kuruluğu, ciltte sarkma, ciltte kırışıklık, cilt üzerinde renk eşitsizliği, ciltte yanık, kesik ya da yaralanma halinde iyileşme sürecinin uzaması, solgun cilt görünümü, göz çevresinde kaz ayağı oluşumu, yüz ve göz çevresinde çukurlaşma ve morarma gibi değişiklikler görülebilir. Ayrıca vücutta ortaya çıkan morluklar ve selülit görünümü ve diş eti kanamaları kolajen eksikliği sonucu oluşur.

Ayrıca saç ve tırnak sağılığı da bu proteinin eksikliğinde ciddi anlamda zarar görür. Saçın uzama süresi yavaşlar, saçlarda incelme ve saç dökülmeleri sıklıkla görülür. Kolajen eksikliğinde tırnaklarda soyulma, kırılma ve mantar hastalığına yatkınlık oluşabilir. Eklemler, kıkırdak ve bağ doku üzerinde kolajen eksikliği belirtileri günlük hayatı olumsuz etkiler. Kas kütlesinde azalma, spor yaralanmalarından sonra iyileşme sürecinin uzaması, kemik yapısında güçsüzlük, kıkırdak dokuda yıpranma ve hareket sırasında eklem ağrıları hayatı zorlaştırır. Kemik matriksi güç kaybeder, romatizmal süreçler, kıkırdak, kas ve kemik erimesi hız kazanır.

Kolajen takviyeleri faydalı mı?

Kolajen takviyeleri saç sağlığından kıkırdağa, yüzdeki kırışıklardan kalp hastalıklarına geniş bir yelpazedeki istenmeyen olayları önlemede yardımcı olabilir. Özellikle son yıllarda yüz güzelliği için yaşlanma karşıtı etki gösteren takviyeler sıklıkla kullanılmaktadır. Yapılan çalışmalar kolajen kullanılmasının vücudumuza olumlu faydaları için umut vermektedir.

Kolajen ciltte bol miktarda bulunur. Yaşlanmayla birlikte cildin iç tabakalarında kolajen kaybı meydana gelir, cilt esnekliğini kaybeder ve hasar görmeye açık hale gelir. Elastikiyetini kaybeden ciltte kırışıklıklar oluşmaya başlar. Cilt yavaş yavaş yaşlı bir görünüme bürünür. Kolajen takviyesi ile cilt esnekliği artar ve cildin nem dengesi düzelir. Cildin derin tabakalarındaki kolajen yoğunluğu artar.

Tüm bu etkiler, kırışıklıkları önleyerek cildin genç görünmesini sağlar. Yaşlanma belirtilerini hafifleterek, kişinin daha genç görünmesine yardımcı olur. Ciltte yeterli miktarda bulunduğunda, kişinin daha parlak ve canlı bir cilde sahip olmasını sağlar. Yaşlanmayla birlikte ciltte görülen kırışıklıklar, deri gevşemeleri ve cilt kurulukları, kolajen takviyesi ile ciddi oranda önlenebilir.

– Yaşlanmanın kaçınılmaz sonuçlarından bir diğeri olan selülit oluşumunu önleyerek, deri dokusunda iyileşme sağlar. Bağ dokusunu sıkılaştırarak, özellikle kadınlarda kalça ve bacaklarda kötü bir görünüme neden olan selülitleri hafifletir.

– Kolajen saç ve tırnak sağlığı için de oldukça önemlidir. Saçın yapısını oluşturan temel maddelerden biri olan kolajenin takviyelerle alınması, vücuttan kaybedilen kolajenin yerine konması açısından oldukça önemlidir. Öncelikle daha sağlam ve güçlü saç köklerinin çıkmasını sağlayarak, gür ve hacimli saçlara sahip olabilmemize aracılık eder. Saç köklerinde çeşitli reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan serbest oksijen radikalleri saç köklerine zarar verebilir. Saçların erken beyazlaması serbest radikallerin saç üzerindeki etkilerinden biridir.

Kolajen, antioksidan gibi davranarak serbest radikalleri ortadan kaldırır. Yaşlanmayla ortaya çıkabilecek saç incelmesi ve dökülmesi gibi olayları engelleyebilir. El ve ayak tırnaklarının kırılmasını önleyerek tırnak köklerinin sağlıklı kalmasına yardımcı olur.

– Artrit ağrılarını azaltır ve kas kütlesini ve gücünü artırır. Ayrıca metabolizma hızını artırır. Bağırsaklarımızın bağ dokusu olarak, sindirim sisteminin koruyucu tabakasını destekler ve güçlendirir. Geçirgen bağırsak (leaky gut) sendromunu tedavi etmek için bağırsak duvarı bütünlüğü açısından önemlidir.

– Kemiklerin doğal yapısının oluşturulması ve sağlamlığının artırılmasında kolajen proteinleri görev yapar. Yaşlanmayla kolajen eksikliği durumlarında kemiklerin kırılganlığı artar, osteoporoz gibi hastalıklara yakalanma olasılığı da yükselir. Kemikleri güçlendirerek, kemik sağlığına katkıda bulunur.

– Kolajen proteinleri, eklemlerdeki kıkırdakların bütünlüğünün korunmasında görevlidir. Bu nedenle kolajen eksikliği durumunda osteoartrit gibi dejeneratif eklem hastalıklarına yakalanma olasılığı çok büyük oranda artar. Osteoartrit hastalarında ağrıların dindirilmesinde yardımcı olur.

– Kas kütlesinin yaklaşık olarak %1 ile %10 arasındaki kısmı kolajen proteinlerinden oluşur. Bu proteinler kasların sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için oldukça önemlidir. Özellikle yaşla birlikte gelişen kas kaybı (sarkopeni) durumunda kas kütlesinin korunmasına yardımcı olması nedeniyle kolajen takviyeleri kasları güçlendirir. Yağ yakımını hızlandırırak yağsız vücut kitlesinin artmasına yardımcı olur bu sayede daha sağlıklı bir vücuda kavuşmak kolaylaşır.

– Kolajen takviyelerinin kalp sağlığı üzerinde olumlu etkilerinin bulunduğuna yönelik çalışmalar da vardır. Takviyelerin düzenli olarak kullanılması koroner arter hastalığı gibi rahatsızlıkların önüne geçebilir. Damarlarda kan dolaşımının hızlanmasını sağlarken, atardamarlarda tehlikeli plak oluşma riskini düşürür.

– Kornea sağlığını direkt olarak etkiler ve göz sağlığını korur. Kornea kaynaklı pek çok göz problemine yakalanma olasılığını azaltır.

Kolajen kaybına yol açan faktörler

– Uzun süre bilinçsiz güneş ışığına maruz kalma

– Zihinsel ve fiziksel strese bağlı olarak vücut tarafından salgılanan kortizol miktarında artış

– Dengesiz beslenme ve yetersiz protein alımı

– Toksinlere maruz kalmak (çevre kirliliği, yoğun kozmetik kullanımı vb.)

– Uyku düzensizliği ve yeterince uyumama

– Vücudumuzdaki serbest radikallerin miktarındaki artış ile kronik iltihaplanma

– Glikasyon (çok fazla şeker ve rafine karbonhidrat kullanılması)

– Sigara, alkol tüketimi

– Menopoz

– Vücutta vitamin ve minerallerin emilimini zorlaştıran birtakım tedaviler


Bizimle iletişime geçmek için TIKLAYINIZ

Bizi sosyal medya hesaplarımız üzerinden takip etmek için TIKLAYINIZ

 

Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.